Yıllardır kangren haline gelmiş olan taşeron işçi sistemine son ve büyük bir neşter önümüzdeki ay vurulacak. İlk neşter 2014 yılındaki torba yasayla vurulmuş ve bu işçilerin özlük hakları güvence haline gelmişti. Maaş, izin ve tazminat haklarını koruma altına alan bu yasa ‘asıl iş’ kavramına da açıklık getirme görevini Bakanlar Kurulu’na vermişti. Maliye Bakanlığı çalışmayı son aşamaya getirdi. Sosyal taraflar ve ilgili kurumlar da çalışmaya katıldı. Zaten Bakan Naci Ağbal da 21 Mart’tan önce taslağın yasa haline geleceğini söyledi. Ağbal’ın verdiği rakama göre 100-150 bin arasında taşeron işçi kamu personeli olacak. Peki kadro seçimi yapılırken neye göre tespit yapılacak? Burada kadroyu belirleyecek en önemli unsur ‘asıl iş’ olacak. Yani ilgili kamu kurumunun yaptığı hizmet ve yardımcı işler. Buna göre Bakanlar Kurulu kamu kurumlarına ‘siz şu işi dışarıdan satın alabilirsiniz’ diye izin verecek. Bu hizmet dışarıdan satın alınabilecek ve taşeron işçilere yaptırılabilecek. Bunun dışındaki işler kurumun asıl işi olacak ve kadrolu işçi çalışacak. Örneğin bir hastanenin asıl işi sağlık hizmeti. Hastaneye ‘yemek hizmetini dışarıdan alabilirsiniz’ denilecek. Böylece hastanenin yemekhanesinde taşeron işçi çalışacak. Ama hemşire taşeron olamayacak. Dışarıdan satın alma yoluyla yaptırılacak işlerin dışında kalan tüm hizmetler ‘asıl iş’ haline gelecek ve bu bölümlerde çalışan taşeronların kadroya geçmeleri söz konusu olacak. Burada bir istisna ‘teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde’ ortaya çıkabilecek. Bu işler dışarıdan alınabilecek

GÜVENLİKÇİLERİN DURUMU

Sistem devreye girdikten sonra taşeron yoluyla yapılacak hizmetler de azalmış olacak. Özellikle temizlik ve güvenlik işlerinin taşeron firmalar tarafından yürütülmeye devam etmesi bekleniyor. Bazı hassas kamu kurumlarında ise güvenliğin de kadrolu elemanlara verilmesi gündemde. B:azı kamu bankalarında bu sözleşmeler daha önce imzalanmıştı.

BELEDİYEDE SORUN BİTİYOR!

Taşeron sistemi bir süredir yanlış olarak kullanılıyordu. Örneğin bir belediyenin halkla ilişkiler görevlisi belediyenin temizlik hizmeti aldığı şirketin kadrosunda olabiliyor. Yani aslında kadrosu temizlik işçisi iken halkla ilişkilerde çalışıyor. Bu tür ‘hileli’ ya da kanunun ‘muvazaa’ dediği durumlar bitecek.