ODTÜ Elektronik mezunu iki arkadaş Necati Ertuğrul ile Timuçin Erpolat, 10 yıl önce çalıştıkları şirketlerde sık sık bir konuya kafa yordu:
– Türkiye’de siber güvenlik alanında yerli ürün açığı var. Birlikte bu işe girelim.
Ertuğrul ve Erpolat, çalıştıkları kurumlardan ayrılıp kolları sıvadı. İlk işlerde umutlanınca aralarına Tolga Erpolat da katıldı. Ertuğrul, o günleri anlatırken ilk aldıkları işi anımsadı:
– Natek’i sıfır sermaye ile kurduk. 15 bin liralık bir iş aldık. O işle ilk faturayı kestik.
Başlangıçta yabancı firmalarla iş ortaklığı yaptıklarını belirtti:
– Türkiye’deki şirketler ve kamu kurumları, siber güvenlikte bilinen bir ürüne çakılı kalır. Yerli geliştirileni kolay kolay denemez.
Geçen 10 yılda siber güvenlikte milli çözümler üretir hale geldiklerini vurguladı:
– Aslında pazar ABD’de geliştirilen ürün ve yazılımların kontrolünde. Biz yerliler arasında ciddi anlamda öne çıktık.
Siber güvenliğin giderek “veri analitiği”ne dönüştüğüne değindi:
– Bu işte yapay zeka artık daha etkin kullanılıyor. Farklı sistemler konsolide ediliyor.
“Güvenlik Olay Yönetimi”, “Ağ Erişimi Kontrolü” gibi programları geliştirdiklerini kaydetti:
– Örneğin, yetkisiz bir bilgisayarın ağa erişiminin engellenmesi ya da kontrollü erişimine izin verilmesi gibi programlar geliştirdik. Hazine Müsteşarlığı, “Güvenlik Olay Yönetimi” programının ilk müşterileri arasında yer aldı.
100’ü aşkın kurumsal müşterilerinin olduğuna işaret etti:
– Türkiye, siber güvenlikte bir devlet politikası geliştirmeli. Yerli ürün geliştiren şirketlerin önü açılmalı. Kamu kurumlarının siber güvenlikle ilgili program, yazılım seçimleri de yerli üründen yana olmalı. Bu konuda Almanya’yı örnek alalım.

Haberin Devamını Aşağıda Bulunan Sonraki Sayfa Butonuna Tıklayarak Okuyabilirsiniz.